Küresel ölçekte 29 trilyon dolarlık varlığı yöneten devlet varlık fonları ile merkez bankaları, portföy tercihlerini yeniden şekillendiriyor. Invesco'nun 90 devlet varlık fonu ve 54 merkez bankasının katılımıyla hazırladığı araştırma, jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve yüksek borçluluk nedeniyle geleneksel yatırım anlayışında belirgin bir değişim yaşandığını ortaya koydu.

Araştırmada enerji ve altyapı yatırımları öne çıkarken, tahvillerin portföylerdeki dengeleyici rolünün zayıfladığına dikkat çekildi. Merkez bankalarının ABD dolarının uzun vadeli rezerv para konumuna ilişkin endişelerinde de güçlü bir artış görüldü.

Devlet varlık fonları ve merkez bankaları neden portföy değiştiriyor?

Yatırım tercihlerindeki değişimde ticaret savaşları, gümrük tarifeleri, deniz ticaretindeki aksaklıklar ile Ukrayna ve Orta Doğu'da süren çatışmalar etkili oldu. Bu tablo, büyük yatırımcıları daha dayanıklı ve çeşitlendirilmiş portföylere yöneltti.

  • Invesco araştırmasına 90 devlet varlık fonu katıldı.
  • Araştırmada 54 merkez bankası yer aldı.
  • Katılımcı kurumlar toplamda 29 trilyon dolarlık varlığı yönetiyor.

Enerji yatırımları neden öne çıkıyor?

Araştırmaya katılan kurumların büyük bölümü, enerji güvenliği ve enerji dönüşümü altyapısını ekonomik şoklara karşı güçlü bir koruma aracı olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım, altyapı yatırımlarının portföylerdeki ağırlığını tarihi seviyeye taşıdı.

  • Kurumların yüzde 80'i, enerji güvenliği ve enerji dönüşümü altyapısını güçlü bir koruma aracı olarak görüyor.
  • Devlet varlık fonlarının altyapı yatırımlarının toplam portföy içindeki payı 2026 itibarıyla yüzde 9'a yükseldi.

Yapay zekâ teknolojilerinin hızla yayılması da enerji yatırımlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Veri merkezleri ile yüksek teknoloji altyapılarının artan elektrik tüketimi, yatırımcıları geleceğin enerji projelerine daha fazla kaynak ayırmaya yöneltti.

Tahviller neden eski rolünü kaybediyor?

Invesco Araştırma Başkanı Benjamin Jones, küresel parçalanma ve enflasyon şoklarının yatırımcıları geleneksel portföy anlayışından uzaklaştırdığını belirtti. Tahvil ve hisse senetlerinin son dönemde aynı yönde hareket etmesi, tahvillerin risk dengeleme işlevini zayıflattı.

Bu değişimle birlikte nakit ve gayrimenkul gibi reel varlıklara ilgi arttı. Portföylerde yalnızca klasik tahvil-hisse dengesi yerine, daha geniş bir çeşitlendirme arayışı öne çıktı.

Merkez bankaları dolar için ne düşünüyor?

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de ABD dolarına ilişkin değerlendirmeler oldu. Merkez bankalarının önemli bir bölümü, ABD'nin artan borç yükünün doların uzun vadeli rezerv para statüsünü tehdit ettiğini düşünüyor.

  • Merkez bankalarının yüzde 61'i, ABD'nin hızla artan borç yükünün doların uzun vadeli rezerv para konumunu tehdit ettiğini belirtti.
  • Bu oran 2024 yılında yüzde 20 seviyesindeydi.
  • Katılımcıların yüzde 29'u, doların küresel rezerv para statüsünün önümüzdeki beş yıl içinde belirgin şekilde zayıflayacağını öngörüyor.
  • Aynı beklenti 2022 yılında yüzde 12 seviyesindeydi.

Veriler, küresel finans sisteminde yatırım tercihleriyle birlikte rezerv para beklentilerinin de yeniden şekillendiğini gösteriyor. Enerji, altyapı ve reel varlıkların öne çıktığı bu tablo, büyük kurumsal yatırımcıların risk algısında yeni bir döneme işaret ediyor.