Türkiye otomotiv pazarı, 2026'nın ilk yarısını daralma ile tamamladı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,19 azalarak 558.179 adede geriledi. Otomobil satışları yüzde 9,79 düşüşle 440.234 adet, hafif ticari araç satışları ise yüzde 1,69 düşüşle 117.945 adet olarak gerçekleşti.

Haziranda düşüş hızlandı

Daralma haziranda belirginleşti: Toplam pazar haziranda yüzde 11,44 küçülerek 105.041 adede indi. Otomobil satışları yüzde 10,35 düşüşle 83.978 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 15,53 geriledi. Sektör temsilcileri; yüksek faiz ortamı, kredi erişimindeki zorluklar ve fiyatların gelirlere kıyasla yüksek seyrinin talebi baskıladığını, alıcıların bir bölümünün de beklenen ÖTV matrah düzenlemesini bekleyerek alım kararını ertelediğini belirtiyor.

Clio liderliğini sürdürüyor

Model bazında yılın ilk yarısının açık ara lideri 28.892 adetle Renault Clio oldu. İlk 10 şöyle şekillendi:

  1. Renault Clio — 28.892
  2. Renault Megane Sedan — 17.375
  3. Toyota Corolla — 17.215
  4. Fiat Egea Sedan — 14.764
  5. Toyota C-HR — 13.992
  6. Renault Duster — 12.863
  7. Togg T10X — 12.003
  8. Hyundai i20 — 11.919
  9. VW Taigo — 11.741
  10. Peugeot 2008 — 10.656

Haziran ayında ise sıralama Clio (4.807), Egea Sedan (4.742) ve Megane Sedan (3.467) şeklinde oluştu; Togg T10X 2.933 adetle dördüncü sıraya yerleşti. Listede dikkat çeken isimlerden Renault Boreal 2.160 ve KG Mobility Torres 1.942 adetlik satışlarıyla ilk 10'a girdi.

Marka sıralaması: Renault açık ara önde

Marka bazında ilk yarının lideri, toplam pazarda 74.129 adetlik satışıyla Renault oldu; Fiat 47.250 adetle ikinci, Volkswagen 45.165 adetle üçüncü sırada yer aldı. Haziran ayı otomobil satışlarında sıralama Renault (14.423), Fiat (6.534), Volkswagen (5.642), Hyundai (5.241) ve Toyota (4.850) şeklindeydi; yerli üretici Togg 4.503 adetle altıncı sırada kendine yer buldu.

Hibrit yükselişi sürüyor, SUV hakimiyeti pekişiyor

Yakıt türü kırılımı, pazardaki dönüşümü net biçimde ortaya koyuyor. İlk altı ayda benzinli otomobiller 182.492 adet ve yüzde 41,5 payla ilk sıradaki yerini korudu; ancak hibritler 145.804 adet ve yüzde 33,1 payla açık farkla ikinci güç haline geldi. Elektrikli otomobiller 81.331 adetle yüzde 18,5 pay alırken, dizelin payı yüzde 6,2'ye, otogazlıların payı yüzde 0,7'ye kadar geriledi.

Segment tarafında A, B ve C segmentlerinin toplam payı yüzde 84,7'yi buldu; C segmenti 241.100 adetle pazarın yüzde 54,8'ini tek başına oluşturdu. Gövde tipinde ise SUV hakimiyeti sürüyor: Haziranda satılan her 100 otomobilin yaklaşık 64'ü SUV gövdeli oldu.

Daralmanın arkasındaki dinamikler

Pazardaki gerilemeyi tek bir nedene bağlamak güç. 2024 ve 2025'te üst üste rekor kıran satışların yarattığı yüksek baz etkisi, karşılaştırmayı doğal olarak zorlaştırıyor. Bunun üzerine yüzde 37'deki politika faizinin taşıt kredilerini fiilen erişilmez kılması, bireysel alıcıyı pazardan çekiyor; satışların önemli bölümü filo ve kurumsal alımlarla dönüyor. Üçüncü etken ise fiyat algısı: En ucuz sıfır otomobilin 1,25 milyon TL'den başladığı, ortalama işlem fiyatlarının 2 milyon TL bandına oturduğu pazarda, asgari ücretle çalışan bir tüketicinin en ucuz araca ulaşması için yaklaşık 44 aylık maaşını biriktirmesi gerekiyor.

Buna karşın Türkiye pazarı, Avrupa ölçeğinde hâlâ büyük pazarlar liginde yer alıyor ve hibrit-elektrikli dönüşümde birçok Avrupa ülkesinden hızlı bir geçiş yaşıyor. Distribütörler, ertelenen talebin güçlü olduğunu ve finansman koşullarının normalleşmesiyle birlikte pazarın hızla toparlanma kapasitesine sahip olduğunu vurguluyor.

İkinci yarı beklentileri

Haziran satışlarının, düşüşe rağmen ayın son haftasında yoğunlaşan kampanyalarla aylık bazda toparlandığını belirten distribütörler, temmuz ve ağustosta da kampanya temposunun korunacağı görüşünde. Sektörde yılın ikinci yarısına ilişkin temkinli bir iyimserlik hakim. Merkez Bankası'ndan yılın son çeyreğinde beklenen faiz indirimlerinin taşıt kredisi maliyetlerini aşağı çekmesi ve markaların stok eritmek için kampanyalarını derinleştirmesi halinde, pazarın yıl genelinde 1,1-1,2 milyon adet bandını koruyabileceği öngörülüyor. Bununla birlikte kur, ÖTV ve enflasyon değişkenleri, fiyat istikrarı üzerindeki en büyük risk başlıkları olmayı sürdürüyor.