Altın fiyatları son iki haftada gerilemesini sürdürürken, küresel talep tarafındaki tablo tam tersi yönde ilerliyor. 24 Haziran 2026 sabahı gram altın 6.080 TL, ons altın ise 4.059 dolar seviyesinden işlem görürken; merkez bankaları ve fiziksel altın alıcıları piyasadaki düşüşe rağmen alım iştahını korudu.
Bu ayrışma önemli, çünkü merkez bankalarının sürdürdüğü yapısal talep, fiyatlardaki geri çekilmenin sınırını belirleyen en güçlü zeminlerden biri olarak görülüyor. Kısa vadede faiz ve dolar kaynaklı satış baskısı öne çıksa da resmi sektör alımları orta vadeli görünümü destekliyor.
Çin alım serisini 19 aya çıkardı
Bloomberg HT'nin aktardığı resmi verilere göre Çin Merkez Bankası, Mayıs ayında altın rezervini 320 bin ons artırdı ve kesintisiz alım serisini 19 aya taşıdı. Bu süre, bankanın rezerv verilerini düzenli yayımlamaya başladığı 2015'ten bu yana kaydedilen en uzun seri olarak öne çıkıyor.
Aynı dönemde Çin'in toplam döviz rezervi de 3 trilyon 411 milyar dolardan 3 trilyon 442 milyar dolara yükseldi. Doviz.com verilerine göre Çin'in altın ithalatı da Mayıs'ta iki yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı; bu durum yüksek fiyatlara rağmen külçe altına yönelik talebin güçlü kaldığını gösteriyor.
Fiyat düşerken talep neden artıyor?
Altın fiyatlarındaki gerileme, uzun vadeli alıcılar için maliyetin düşmesi anlamına geliyor. Merkez bankaları açısından altın; jeopolitik risklere karşı koruma, uzun vadeli değer saklama aracı ve portföy çeşitlendirmesi işlevi taşıdığı için fiyat dalgalanmaları alım kararlarını kısa vadede değiştirmiyor.
Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) verilerine göre küresel merkez bankaları, son dört yılda yıllık ortalama yaklaşık 1.000 ton altın biriktirdi. Bu istikrarlı talep, sert düşüşlerde fiyatlara tampon görevi görüyor.
Merkez bankaları rekor alıma devam ediyor
WGC'nin raporuna göre küresel merkez bankaları 2026'nın ilk çeyreğinde net 244 ton fiziki altın aldı; bu rakam hem önceki çeyreği hem de son beş yılın ortalamasını geride bıraktı.
Konseyin 76 merkez bankasının katılımıyla Şubat-Mayıs döneminde yaptığı anket de eğilimin sürdüğünü ortaya koydu. Habertürk'te yer alan sonuçlara göre öne çıkan başlıklar şöyle:
- Her 10 merkez bankasından 9'u, gelecek 12 ayda küresel altın rezervlerinin artacağını öngörüyor.
- Kendi rezervini artırmayı planlayanların oranı yüzde 45 ile tarihi zirveye ulaştı (önceki yıl yüzde 43).
- Altın, rezerv varlık tercihinde ABD tahvillerini geçerek ilk sıraya yerleşti.
- Katılımcıların yüzde 74'ü, doların küresel rezervlerdeki payının beş yıl içinde azalacağını bekliyor.
WGC ve Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre 8.133,5 ton rezervle ABD hâlâ en fazla altın tutan ülke. En çok altına sahip ilk 10 ülke, dünyadaki resmi rezervlerin yaklaşık yüzde 70'ini elinde bulunduruyor. Çin ise resmi 2.313 tonluk rezerviyle altıncı sırada yer alıyor; ancak analistler, kayıt dışı stoklarla gerçek miktarın bunun üzerinde olabileceğini değerlendiriyor.
Altın fiyatını aşağı çeken etkenler
Talep güçlü kalsa da fiyatlar geriliyor. Bunun başında ABD Merkez Bankası'na (Fed) ilişkin beklentiler geliyor. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh liderliğindeki ilk toplantıdan gelen şahin mesajlar, faiz artışı ihtimalini güçlendirdi.
CME FedWatch verilerine göre yatırımcılar, Fed'in Aralık ayında faiz artırma ihtimalini yüzde 88'e kadar yükseltti; bu oran önceki toplantı öncesinde yüzde 61 düzeyindeydi. Faiz getirisi sunmayan altın, yükselen faiz ortamında cazibesini kısmen yitiriyor. Ayrıca güçlenen dolar ve ABD-İran arasındaki gerilimin yumuşaması, güvenli liman talebini geriletiyor.
Türkiye açısından farklı bir tablo
Küresel resmi sektör altın biriktirirken, Türkiye'de görünüm ayrışıyor. Doviz.com verilerine göre TCMB rezervleri 12 Haziran haftasında 7,3 milyar dolar düşüşle 152,1 milyar dolara geriledi. İç piyasadaki yoğun altın talebi ve arz koşulları, bu ayrışmada belirleyici unsurlar arasında gösteriliyor.
Bundan sonra ne olabilir?
Kısa vadede yön büyük ölçüde Fed'in faiz patikasına ve dolardaki seyre bağlı. Faiz artışı beklentileri korundukça altın üzerindeki baskının sürmesi, beklentilerin yumuşaması hâlinde ise toparlanma ihtimali öne çıkıyor.
Buna karşılık merkez bankalarının sürdürdüğü alımlar ve gelişmekte olan ülkelerdeki fiziksel talep, orta vadeli görünümü desteklemeye devam ediyor. Yatırımcıların önümüzdeki dönemde hem Fed açıklamalarını hem de resmi sektör alım verilerini birlikte izlemesi bekleniyor.
Bu haberde yer alan fiyat ve veriler bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararları kişisel risk ve getiri tercihlerine göre değerlendirilmelidir.
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.